« Önceki |

27/1/2007

masal...

 

 

Bir varmış bir yokmuş..Zamanın birinde bir genç kız yaşarmış deniz
kenarı
bir ülkede…Sevdikleri varmış bu genç kızın..İdealleri, hayalleri varmış
sürekli kurduğu geleceğe dair… Yüzünü güldüren ve onu mutlu eden..
En çok deniz kenarında dolaşmayı severmiş bu genç kız dostlarıyla
birlikte
de, o deniz kenarında saklambaç oynarlarmış her gece..
İşte gene böyle saklambaç oynarlarken hep birlikte, genç kız ebe olmuş
yakalanınca… Sevdiği, dostları hepsi saklanmış birer birer köşeye,
kuytuya…
Buldukları neresi varsa…Genç kız saymış, durmadan saymış..Tam yüze
gelmiş ve
çevirmiş ki başını..Denizin üstüne geldiğini görmüş birden, deniz
yutmuş
genç kızı.. Bağırmaya başlamış boğulurken bir yandan…
“Sevdiğim, dostum…Yardım edin…”
Ama kimse yardım etmemiş ona, sadece bakmışlar arkasından… Hem de sanki
bunu
uzun süredir istiyorlar, kurtulduk der gibi bakmışlar ona..Derken genç
kız
bırakmış kendini denize..Bir önemi yokmuş çünkü artık hayallerinin, bir
önemi yokmuş seven kalbinin… Kızmış kendine,
“Demek ki ben o kadar kötüyüm ki hak ediyorum tüm bunları…Evet ben o
kadar
kötüyüm ki rabbim ceza verdi sonunda yaptığım tüm kötülüklere karşılık
bana..”
O bunları düşünürken denizin dalgalarıyla sürüklenmeye devam ediyormuş
durmadan.İlginçmiş çünkü suyun içindeymiş tüm bedeniyle de hala anlam
veremiyormuş boğulmamasına…Ve üzülüyormuş çünkü o ölümü özlüyormuş,
boğulmak
istiyormuş.Her yanı acıyormuş genç kızın; sevdiğinin, dostlarının
yaptıklarını yediremiyormuş yüreğine de o ölümü özlüyormuş sürüklenmeye
devam ederken… Mavi sonsuzluğun arasında savrularak ilerlerken
durmadan…
Günler sürmüş bu sürüklenme ve bir gün gözlerini bir adanın sahilinde
açmış
genç kız. Deniz kendine ait olmayan her şeyi attığı gibi onu da atmış
bir
sahil kenarına… Gücü yokmuş kalkacak, şöyle bir bakmış çevresine,
cennet
gibi bir yer olduğunu fark etmiş..Sonra da ona doğru gelen yerlileri
görmüş..Ama daha fazla dayanamamış yorgunluğuna, kapanmış gözleri genç
kızın.. Yerliler almış genç kızı, yatırmışlar sedirden bir yere..Garip
garip
bakmışlar birbirlerine.. Kız baygın soramazlarda ne oldu diye… Hemen
bir
çözüm bulmuşlar ve büyücülerini çağırmışlar yanlarına… Büyücü yürek
okumayı
bilirmiş çünkü, hiç kimse bir şeyini saklayamazmış ondan… Büyücü gelmiş
yatmakta olan genç kızın yüreğine koymuş elini ve hissetmeye çalışmış…
Herkes pür dikkat beklemiş onun diyeceklerine.. Büyücü elini koyar
koymaz
acıyı hissetmiş de dayanamamış çekmiş elini… Kalkmış yerinden bırakın
uyusun
demiş sonra ve dönmüş sevgi saçtığı adadaki evine…
Genç kız kendine geldiğinde gene büyücü varmış karşısında..Ona bu adada
hiç
acı çekmeyeceğini anlatmış büyücü… Bir zamanlar denizin onu da buraya
nasıl
attığını anlatmış ta ağlayarak,bu sefer genç kız teselli etmiş
büyücüyü…Sonra sormuş dayanamayıp büyük bir merakla..

“Sen nereden geldin peki bu adaya..”
Büyücü gülümsemiş..
“Hayaller ülkesinden geldim buraya.. Ben hayaller ülkesinin hayaliyim
kırgın
yüreklim…Oranın tahtından indirilince deniz getirdi beni buraya…”
Genç kız gülmüş..
“Bir melek diyebilir miyiz yani..”
“Bilmem buradaki herkes öyle der bana, sen de diyebilirsin tabii ki.”
Demiş, ama genç kız asmış hemen yüzünü.. Dayanamamış sormuş büyücü..
“Neden astın yüzünü..”
“Ben hayalleri sevmem, melekleri de..”
büyücü şaşırmış..
“Neden peki…”
“Çünkü hayaller hep hayal kırıklıklarına yol açar yüreğimde.. Meleklere
gelince sevmem derken yanlış anlattım özür dilerim senden.Melekler İyi
yüreklidir.. Güldürür insanın yüzünü de, sonra giderler başka
diyarlara…
Başka insanları güldürmek amacıyla.. Ve hep gülen yüzlerin ardından
onlar
için ağlayan yürekler bırakırlar ardlarında..”
Bu sözler üzerine gözlerinden akan damlaları silerek gülümsemiş büyücü
genç
kıza..
“O zaman demiş sende dünyalıların seslendiği şekilde seslen bana..”
“Nasıl yani..”
“Sinem..Sinem diyebilirsin… Ama sakın herkesin yanında söyleme kırık
yüreklim oldu mu, kendi aramızda..”
“Peki.” Demiş genç kız ve hep baş başa kaldıklarında Sinem demiş
kanatları
olmayan melek dostuna…
Yavaş yavaş ısınmış adaya ki genç kızın dediği çıkmış ortaya. Bir gün
açtığında gözlerini genç kız.. Bir bakmış bütün ada ağlıyor, yas
tutuyor..Evet bütün ada yas tutuyormuş karşısında.Önce anlayamamış,
sonra
adanın kralı gelmiş yanına…
“Büyücümüz, meleğimiz…”
Demiş, iki damla akmış gözünden.Genç kız silmiş damlaları, anlamış ya
ümit
işte anlamamazlıktan gelmiş. Kralın gözünden aldığı yaşlar sanki onun
bedeninde çağlayan olmuş da akmaya başlamış gözlerinden..
“Gitti değil mi..”
Kral susmuş..
“Melekler gider bilirim…Ben söylemiştim ona, Melekleri sevmem diye..Ama
bu
yüzden Sinem diyordum ona…..O buna rağmen gitti… İşte herkes gibi
gitti..Ona
dedim hayaller hayal kırıklıklıklarına yol açar diye…”
Durmadan ağlıyormuş..Sürekli ağlıyormuş genç kız…
“Yok..”
Demiş sonra..Kral suskun onu dinliyormuş..
“Artık inanmak yok kimseye..Artık sevmekte yok…”


Derken hemen ,hep yaptığı gibi buzdan evini yapmış aniden de kral
şaşırdı
birden.Genç kız adanın tam ortasında ki buzdan evinde, her gün
ağlayarak,
her gün hüznünü toplayarak bahçesinden yaşamaya başlamış; ama burası
sevgi
adasıymış ve buzdan evi çok dayanamazmış da kız farkında değilmiş
hiçbir
şeyin …
Kral her gün uğruyormuş yanına..Bir süre sonra çok sevmeye başlamış
genç kız
kralı..Bir konuşmasında,
“Kralım…”Demiş,
“hani küçük çocuklar hasta oldukları zaman..Anneler tatlı şuruplar
alırlar
yavrularına…”
Kral gülümsemiş..
“Hem içip iyileşsinler, hem de ağızları tatlansın diye..İşte sizde
benim
tatlı şurubum oldunuz yatağımda yatarken kimsesizce…”
Sonra asmış yüzünü yeniden.
“Ama..Ama sevgili tatlı şurubum şunu bilin ki ben aslında hiç
istemiyorum
bunu… Çünkü hep mutluluklarımı yok etti hüzün taneleri de, ben her
seferinde
güneş ısıtırken yeryüzünü üşüdüm..Çok üşüdüm buzdan evimde…”
Kral hiçbir şey söylememiş..Sadece susmuş..Ama öyle bir bakmış ki genç
kıza..Genç kız anlamış ki aynı hayal kırıklığını yaşamayacak tatlı
şurubuyla…
O günden sonra buzdan evi yavaş yavaş erimiş genç kızın..Ve tüm
yüreğini
açmış adaya…
Bir ara resim yapmaya başlamış canının içiyle.. Morlara boyamışlar,
kırmızı
saçmışlar etrafa..Her gün resim yapmaya başlamışlar birlikte.. Tüm
adayı
boyamışlar, tüm renklere de karşısına geçip şaheserlerini görünce,
sarılıp
birbirlerine, nasıl gurur duyduklarını anlatmışlar birbirlerine… O
sıralar
da deniz gene gelmeye başlamış genç kızın üzerine, fark ediyor ama
umursamıyormuş, biliyormuş ki bu adada güvende ve deniz ona hiçbir şey
yapamaz ne kadar gelse de.
Adada yürürken bir ara, iyi yüreği her halinde belli, kötü adamla
karşılaşmış birden.Aslında kötü adam değilmiş o…Kendi kendine takmış bu
adı
da kimse yakıştıramıyormuş ona.. Hiç konuşmazmış iyi yürekli kötü adam…
Hep
somurtur yürürmüş yolda da genç kız en çok buna bozulurmuş adada… Hemen
yolunu kesermiş; iyi yürekli kötü adamın, sorular sorarmış ona..Ama hep
kısa
ve net cevaplar aldığı için sinirlenirmiş iyi yürekli kötü adama… Gerçi
inat
etmiş güldürecek onu, konuşturacak..Hatta ceza verecek.. On yıl sürekli
konuşma ve sürekli gülümseme cezası.. Çünkü gülümsemek çok yakışıyormuş
ona,
o farkında değilmiş ama genç kız biliyormuş gülümseyince ne kadar tatlı
olduğunu iyi yürekli kötü adamın…Dediği gibi de olmuş, inadını bu
yüzden çok
seviyormuş..İyi yürekli kötü adam zorlada olsa gülümsüyormuş, zorlada
olsa
konuşuyormuş artık ta bazen yüzü çok asılıyormuş, çok kızıyormuş genç
kıza..Çünkü genç kız dünyadan kalan bir alışkanlığından vazgeçemiyor ve
çok
sigara içiyormuş.İşte o zaman İyi yürekli kötü adam bürünüyormuş eski
haline..
Sigara içmesine iyi yürekli kötü adam ve kral dışında iki kişi daha
kızıyormuş genç kızın.Tel kadayıfı ve Mozartı…
“Abla içmesen..Ah içmesen ne güzel olur..”
Diyorlarmış ve genç kız onlar için bırakmaya çalışıyormuş elinde
tuttuğu
zehiri… Tel kadayıfı canıymış onun..Sanki küçük bir parçası.. Deliymiş
onun
gibi..Çılgın ve o en çok bu çılgınlığını seviyormuş minik kopyasının…
“Abla.”
Dermiş soran gözlerle..
“Adanın diğer yanında hayal güçleri çok yüksek büyücüler
varmış..Şizofren
diyorlarmış onlara.On kişiler..Gider miyiz yanlarına?..”
Genç kız gülümsüyormuş tel kadayıfına..
“Tabii gideriz, bizde hayallerimizi anlatırız onlara..”
Diyormuş, tel kadayıf kocaman bir öpücük kondurup gezmeye başlıyormuş
adada,
hangi yoldan gidebiliriz acaba diye? Tel kadayıf giderken Mozart
geliyormuş
yanına klasik müzik eşliğinde.. En çok bu huyunu severmiş onun… Klasik
müzikle dinlenirmiş çünkü ruhu..Müzik sesini duyduğu anda bulutların
üzerinde bulurmuş kendini.. Ve Mozart’la başlarlarmış gökyüzünü
boyamaya…
Bütün günleri böyle güzel geçiyormuş genç kızın..Her günü canlı, her
günü
güleç…
Ara sıra, Begüm uğrarmış adaya..Begüm dünyayla tek ilişkisiymiş genç
kızın…
Onun sayesinde yeni haberleri alırmış ta Begüm farkında olmadan mutlu
edermiş genç kızı.. Her şeylerini paylaşırlarmış..Ama sürekli gelmediği
için
özlermiş genç kız adını çiçekten alan arkadaşını..
Bir gün adaya kendisi gibi biri daha gelmiş denizin bıraktığı.. Deli mi
deli, canlı mı canlı… Ama yorgun..Bunun üzerine kral bu sefer genç
kızdan
istemiş yardım.. Ama bu yardım isteme üzmüş genç kızı.Çünkü
farkındaymış,
deniz yükseliyormuş sürekli..Ve o tıpkı büyücü gibi olmaktan
korkuyormuş..
Genç kızın yanına gitmiş, ama elini yüreğine koymamış.. Öpmüş
yanağından..
“Hadi kalk..”
Demiş..
“Burada güvenlisin..Hadi ama…”
Gözlerini açmış, Gözleri çok güzelmiş..Gülümsüyormuş genç kıza..
“Sen kimsin?”
“Ben bu adada yaşıyorum.Hoş geldin aramıza..Sefalar getirdin.”
Gülümsemiş yatan kız..
“Sana..Sana İyi yüreklim diyeceğim.”
Demiş yattığı yerden.
“İyi yüreklim..Çünkü gözlerimi açtığımda sevgin girdi, deldi gözlerimi
içime
işledi..”
Gülümsemiş genç kız..
“Peki Mühür gözlüm…Hadi kalk..”

Ve adayı gezdirmiş Mühür gözlüsüne, iyi yürekli.. Adada güneş tüm
ışıklarını
saçıyormuş ve herkesin yüzü gülüyormuş… Mutlu oluyormuş genç kız bu
rengarenk adada ya korkuyormuş bir yandan da… Deniz
yükseliyormuş..Gitgide
yükseliyormuş…
Bir gece herkes uyurken iyice yükselmiş deniz..Yavaşça sokulmuş genç
kızın
uyuduğu eve ve sessizce almış onu adadan. Koparmış, tatlı
şurubundan..Canının içinden.. Koparmış iyi yürekli kötü adamdan,
Mozart’tan,
tel kadayıfından.. Koparmış Mühür gözlüsünden.
Gece yavaş yavaş deniz çekerken onu içine, ağlayarak bakıyormuş genç
kız
adaya..O sırada Mühür gözlüsünü görmüş ardından bakarken… El
sallıyormuş
arkasından ve bağırıyormuş durmadan..
“Bekle beni, sakın üzülme… Geleceğim, yalnız kalmayacaksın merak etme
iyi
yüreklim.”
“İyi bak buraya..Yalnız bırakma kimseyi..”
Demiş, genç kız sadece el sallayabilmiş ve gözü yaşlı denizin üstünde
devam
etmiş bilinmezliğe doğru; ama içi ferahmış, biliyormuş ki uzakta da
olsa
bırakmayacaklarmış onu.. Ve biliyormuş ki Mühür gözlüsü gelecek yanına…
Adadan haberler getirecek ona..
Gece karanlıkta kaybolmuş genç kız, tüm ada uykuya yatmışken ve Mühür
gözlüsü geleceğim bekle derken, denizin üstünde karanlığa karışmış
gözyaşlarıyla…
Ve masal burada bitmiş…

25/1/2007

hoşçakal

 

 

Sevmek, sevdaya gönül vermek, unutur gibi seviyorum demek, daha az seviyorum demek te değil..Nöbetlerimde yalnızlığa terk edilmek te değil..Sevdiğinde sevgini, ilmek ilmek oya gibi işleyeceksin yüreğine..Gelinlik kızların özenerek işlediği nakışlar gibi, beyaz yumaklı danteller gibi işleyeceksin sevdanı, sevdiğinin üzerini sisli bulutlarla örtmeyeceksin..Asla unutur gibi de sevmeyeceksin..Öyle seveceksin ki, yeri geldiğinde kıyamıyacaksın dokunmaya, incitmektek korkacaksın sevdiğini..Sana gelmiş hüzünler, bana gelsin diyeceksin mertçe..Sevda sözcüğünün bu kadar kolay söylenemeyeceğini bileceksin..Bir zamanlar seni seviyorum derken, sevgin yüreğinde olmadan ona sevdanı söylemiyeceksin..Bu sözcükleri kolay kolay tüketmeyeceksin..Bende artık seni, sensiz sevmeye karar verdim..Artık hayatımda olan sevdanı sensiz yaşayacağım, özlemle dolu olsa da yüreğim, bir gün beni sevmekten vazgeçerse korkusunu taşımadan..Artık bileceğim sevmediğini ve öylece seveceğim seni..Uzaktan uzağa neler yaptığını, neler yaşadığını izleyeceğim..Hayatı ne şekilde yaşadığını ve kimlere sevdalandığını, sana kimlerin dost olduğunu bileceğim..İstediğin gibi seni bir daha yanıma çağırmayacağım..Bu yalnızlıkta günler geçip, ömür bitecek ama her gece sana dualar edeceğim..Bundan sonra iyi olurmuyum bilemiyorum ama hep senden uzaklarda olacağım..Çok uzaklarda..Bütün bunlar yaşanırken sen bir tek dostunu kaybettin ama, ben her şeyimi kaybettim..Son kez sana yüreğim sensiz, yüreğim yaralı, yanımda yoksun ve sevmiyorsun diyorum..Yaşadığım sürece hep aklımda olacak ve bir ömür boyu sana mutluluklar dileyeceğim..Yeni yeni sevdalarla dolu bir hayatta mutluluklar diliyorum sana..Hoşça kal.

23/1/2007

sana son sözlerim...

 

 

 

Senin de beni sevmeni elbette çok isterim. Belki de inanmayacaksın ama, olmasa da olur. Çünkü yıllarca sevgimin öyle çok düşmanı, öyle çok muhafızı vardı ki ben seninle onları aştım, inan var olman bile yeterli ve seni seviyor olmak bile büyük nimet benim için.Ve şunu bil ki bu sevgime asla çoklarının yaptığı gibi yeteneksizliklerimi,kusurlarımı,yalnızlık korkumu,başarısızlıklarımı yüklemiyorum.Eğer öyle olsaydı,yitirmekten ölesiye korkar,seni kör bir tutkuyla sahiplenirdim.Oysa seni ben bir dine bağlanır gibi değil,kendi özgürlüğümü sever gibi seviyorum.

Bir insanı hayatından çıkarmak zorunda kaldın mı hiç? Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi, her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında hiç gelmeyeceğini de bilmen gibi. Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana, ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi sen hala bu kadar sevgili iken? Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek.Çok kötü değil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak,onu işitememek,artık sonunun pi hali değil mi?Biliyorsun değil mi?Ne kadar umutsuz bir arayıştır o,kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak,belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek,belki şuan arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek,belki şuan üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur değil mi?
Ne kadar eritir insanın fark etmeden. Sen de biliyorsun değil mi bunları?
Bir sinema koltuğunda sen de iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına. Güzel bir kafe keşfettiğinde, güzel bir film seyrettiğinde, güzel bir şarkı dinlediğinde güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi paylaşamadığın için onunla.
Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada? Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi? Baktığında aynaya sadece yüzünün yarısını gördüğün oldu mu hiç? Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç? Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç?
Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine aşk şiirleri yazabildin mi? Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara feda oldun mu hiç? İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin, özlemini, susuzluğunu, açlığını, gideremediğin zamanlar oldu mu hiç?
Kanayan yarasını gördüğün ama merhem olamadığın zamanlar. Gücünün, hani o tanrısal gücünün bir çocuğun ağlamasını susturamayacak kadar olduğunu gördüğün zamanlar oldu mu hiç?

23/1/2007

işte kitaplığım...

 

 

1 küçük ağa
2 robin cook
3 BİR TEREDDÜTÜN ROMANI
4 SİMYACI
5 BİZ İNSANLAR
6 Çatıdaki Rüzgar
7 ERMENİ İDDİALARI VE GERÇEKLER
8 HUZUR
10 ÇÖLDE BİR İSTANBUL KIZI
11 VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR
12 KÜÇÜK AĞA
13 ATEŞTEN GÖMLEK
14 AŞK-I MEMNU
15 AKŞAM GÜNEŞİ
16 ÇATIDAKİ NEFES
17 EKSİK PARÇALAR
18 KAŞAĞI
19 THE SUCCESSFUL LIEUTENANT
20 SEMERKANT
21 BİR KADIN DÜŞMANI
22 BUGÜNÜN SARAYLISI
23 ANKARA
24 TOPRAK UYANIRSA
25 ACIMAK
26 MAİ ve SİYAH
27 VAHŞİ BİR KIZ SEVDİM
28 Yaprak Dökümü
29 ADI AYLİN
30 TOPRAK UYANIRSA
32 YILANLARIN ÖCÜ
33 VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR
34 ÜMİT DÜNYASI
35 BOMBA
36 ÇALIKUŞU
37 KİRALIK KONAK
38 YALNIZIZ
39 YABAN
41 KAN VE ONUR
42 ŞİŞHANEYE YAĞMUR YAĞIYORDU
43 FARELER VE İNSANLAR
44 CEZMİ
45 BİR ÖLÜNÜN DEFTERİ
46 OLIVER TWIST
47 Taif’te Ölüm
48 Ankara
49 KURTULUŞ SAVAŞÇILARI
50 YÜKSEK ÖKÇELER
51 GAZİ VE FİKRİYE
52 Gerileme Hipotezlerini Onaylama Testleri
53 CEZMİ
54 EYLÜL
56 SİLAHLARA VEDA
57 SODOM VE GOMORE
58 İKİ GÜZEL GÜNAHKAR
60 HEPSİNDEN ACI
62 ANAHTAR
63 KAYIP ARANIYOR
64 BEYAZ KALE
65 ALDATACAĞIM
67 DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU
68 Korkunç Yıllar
69 İHTİYAR DOST
72 AŞK-I MEMNU
73 MUTLU ÖLÜM
74 Simyacı
75 İnce Memed
76 BİZ İNSANLAR
77 Anamın Kitabı
78 HUZUR
79 Benövşeler Üstte Göz Yaşları
81Yezidin Kızı
82 ANAHTAR
83 DAĞLARI BEKLEYEN KIZ
85 ÖLÜM DİYETİ
86 Ankara Ekspresi
88 DAĞA ÇIKAN KURT
89 SODOM VE GOMORE
90 MARTI
92 DAMGA
94 ADI AYLİN
95 KİRALIK KONAK
96 BEYAZ GEMİ
99 KORKUNÇ YILLAR
100 FATİH-HARBİYE
101 Mikinler Tekkesi
102 GÜNEŞ ÜLKESİ
103 YÜZÜKLERİN EFENDİSİ
104 KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ
107 İDEOLOJİK DEVLET FAALİYETİNİN ÖNEM KAZANMASI
108 DAĞLARI BEKLEYEN KIZ
111 Zulüm Dağları Aşar- Çanakkale İçinde
112 LÜZUMSUZ ADAM
113 Sessiz Ev
114 YABAN
115 Ankara’da Savaş Rüzgarları
116 DAMGA
118 Güneydoğu’dan Öyküler III Geride Kalanlar
119 DUDAKTAN KALBE
120 Yaprak Dökümü
127 Mikinler Tekkesi
128 Gulyabani
138 SAVAŞÇI
139 AGO PAŞA’NIN HATIRATI
140 NEMİDE
141 GÖDELİ MEHMET
142 Ateş Geçitleri
143 KIRIK HAYATLAR
147 BALTACI MEHMET PAŞA VE KATERİNA
149 The Cyprus Peace Operation:
150 GÖLGELİ BAHÇE
152 SERGÜZEŞT
153 TÜRKÜN ATEŞLE İMTİHANI
154 DOĞUNUN LİMANLARI
155 Cemal Paşa’nın karargahı(4. Karargah)
156 ESKİ HASTALIK
157 The Balkan Wars (1911- 1913)
159 HANDAN
160 ÇANAKKALE ASKERİNE RÜTBE GEREKMEZ
163 cengiz aymatov Bütün Eserleri-2
164 Korkunç Yıllar
165 NEHİR TANRISI
166 The Battle of Arnhem (Operation Market Garden)
167 KENTE GİDEN YOL
168 İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN
170 Ramses, Kadeş Savaşı
171 U.S. WOMAN IN VIETNAM
173 ATEŞ GEÇİTLERİ
175 PEARL HARBOR(On 7 December 1941)
176 KUSURSUZ KADINLAR
177 YÜREĞİMİ SANA BIRAKTIM
181 HAYVAN ÇİFTLİĞİ
185 ZAMBAKLAR AÇARKEN
187 NESL-İ AHİR
191 FATİH-HARBİYE
193 KORKUNÇ YILLAR
194 NEVA
197 Lider ve Demagog
198 ATAÇAĞ
199 YALNIZIZ
201 Üç İstanbul
202 Sarıkamış Dramı
203 Çanlar Kimin İçin Çalıyor
204 YAPRAK DÖKÜMÜ
205 İçimizdeki Çocuk
207 İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ
208 SEVDALİNKA
210 DİRİLİŞ
212 ONLAR DA İNSANDI
213 KÖPRÜ
216 SUÇLU
219 Değişen Stratejilerin Odağında Türkiye
221 MAVİ TÜY
224 KEŞANLI ALİ DESTANI
225 SİLAHLARA VEDA
226 Tek Adam
227 ANADOLU NOTLARI
229 OYUN
230 ZELİŞ
235 BİR ÇİFT YÜREK
238 Değişen Stratejilerin Odağında Türkiye
239 NAKARAT
241 Kurt İzi
247 ATEŞTEN GÖMLEK
251 KAN DAVASI

252 YÜREĞİNİN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİT
253 FÜREYA
254 KENDİ AYAKLARI ÜSTÜNDE
255 İBNİ SİNA’NIN TALEBESİ HEKİM
256 CEMİLE
257 EYLÜL
258 DOĞUNUN LİMANLARI
259 ANA
260 BİR ÖLÜNÜN DEFTERİ
262 AYLAK ADAM
263 ÇALIKUŞU
265 Sınıf Arkadaşım ATATÜRK
267 İNTİBAH
268 MATEMATİĞİN AYDINLIK DÜNYASI
269 NAMUS (ANDY JESSUP)
270 Ankara Ekspresi
273 RAMSES ,KADEŞ SAVAŞI
276 MİLİİ SAVAŞ HİKAYELERİ
277 EYLÜLÜN GOLGESiNDE BiR YAZDI
279 ÖLÜDEN MEKTUP VAR
280 İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ
281 KUMARBAZ
283 ÇATIDAKİ NEFES
284 MAHŞER
286 GÜN OLUR ASRA BEDEL
287 TOPRAK ANA
288 İZMİR HİKAYELERİ
292 MEMLEKET HİKAYELERİ
295 SARAY VE ÖTESİ
297 ARMAĞAN
298 GURBET HİKAYELERİ
300 Handan
301 Davud
302 Zambaklar Açarken
304 Çölde Bir İstanbul Kızı
306 Bir Kadın Kayboldu
307 Ölü Ozanlar Derneği
308 GELİBOLU
310 MARTI
315 Ümit Dünyası
316 YÜKSEK ÖKÇELER
318 Yemin
320 GÖDELİ MEHMET
321 Gençliğim Eyvah
323 İNTiBAH
326 HAYVAN ÇİFTLİĞİ
327 ERİKLER ÇİCEK AÇTI
329 Saray Ve Ötesi
330 Hıçkırık
331 KARLI DAĞDAKİ ATEŞ
332 TREN
333 BİR DEVRİN ROMANI
334 Zeytindağı
335 Doğu Ekspresinde Cinayet
336 Tek Çarık Yüzbaşı
338 Solan Umut
339 YAPRAK DÖKÜMÜ
345 İBN BATUTA SEYAHATNAMESİ’NDEN SEÇMELER
346 HAREM
347 PANORAMA
348 GÖNÜLÇELEN
349 SİNEKLİ BAKKAL
350 Benim Adım Kırmızı
351 SON SIĞINAK
352 Yağmur Beklerken
353 YALNIZ EFE
355 Eski Hastalık
357 FİLLER DE HATIRLAR
358 SÜRGÜN
360 KİRALIK KONAK
364 GECE UÇUŞU
367 ERİKLER ÇİÇEK AÇTI
368 Ayaşlı İle Kiracıları
369 AŞK BEKLİYOR
371 Bir Devrin Romanı
373 Solan Umut
374 Fırtınaya Karşı
375 Bir Kadın Düşmanı
377 Son Tren
378 İÇİMİZDEKİ BİZ
381 CANAN
387 GELİBOLU, YENİLGİNİN DESTANI
389 ÖLÜ CANLAR
391 İSTANBUL’UN BİR YÜZÜ
392 DAĞA ÇIKAN KURT
394 CADI
396 DOSTLUĞUN GÜCÜ
399 ATEŞTEN GÖMLEK
400 FERDİ VE ŞÜREKÂSI
403 KIRIK HAYATLAR
404 KÖPRÜ
407 KURTLAR SOFRASI
409 Suç ve Ceza
413 SARI ZEYBEK
417 BEYAZ GECELER
418 Güneydoğu’dan Öyküler 1
422 ATEŞ GECESİ
428 KIZILCIK DALLARI
429 YÜZBAŞI SELAHATTİN’İN ROMANI
432 Subay Ve Centilmen
434 AY BATTI
435 DAVA
442 SİNEKLERİN TANRISI
444 Toprak Kurşun Geçirmez
446 Robinson CRUSOE
447 SON YENİÇERİ
448 Zulüm Dağları Aşar ÇANAKKALE İÇİNDE
452 CANBAZ
456 Hayvan Mezarlığı
457 Korkunç Yıllar
462 KUMARBAZ
474 DOĞUNUN LİMANLARI
481 Ölü Canlar
482 MİLLİ SAVAŞ VE HİKAYELERİ
484 Uzun-Beyaz-Bulut GELİBOLU
486 Veronika Ölmek İstiyor
489 Yağmur Beklerken
491 AŞK-I MEMNU
492 Cahit KÜLEBİ Bütün Şiirleri
494 BUDALA
495 Çarpışma
496 MİSKİNLER TEKKESİ
497 KIZIL ELMA
500 İhtiyar DOST
501 Yüzleri Arayan Adam
502 BİR KADIN DÜŞMANI
504 BİR AKŞAMDI
505 GÜNEŞE DÖN YÜZÜNÜ
507 FİGAN
509 YAPRAK DÖKÜMÜ
510 HABABAM SINIFI
511 ALEMDAĞ ’ DA VAR BİR YILAN
512 YEŞİL GECE
513 ŞIPSEVDİ
514 HÜKÜM GECESİ
515 DAVA
516 Safiye Sultan
518 TANRININ KIRBACI ATTİLA
519 NİMETŞİNAS
520 Cezmi
521 Sergüzeşt
522 KİRALIK KONAK
523 ALDATACAĞIM
524 MEZARINDAN KALKAN ŞEHİT
525 RAMSES, KADEŞ SAVAŞI
526 MAVİ-II,GÖRSEL SANATLAR ÜZERİNE DENEMELER VE ELEŞTİRİLER
530 Hayatınızın Amacı
531 BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK
532 BEYAZ LALE
533 YEŞİL GECE
534 Vurun Kahpeye
535 SULARI ÜRPERTEN GECE
537 Yüzbaşı Corelli’nin Mandolini
538 GENÇLİĞİM EYVAH
541 Biz İnsanlar
542 MİLLİ SAVAŞ HİKAYELERİ
545 YÜZÜNCÜ AD
546 PASİFİK DRAMI
548 Dağ yolu
549 Sarıkamış Dramı
552 GELİBOLU – UZUN BEYAZ BULUT
553 GÜNEBAKAN
554 Ak Topraklar
555 Gülen Ada
556 Eğil Dağlar
558 BOŞLUKTA SALANAN ADAM
559 Mustafa Kemal ve Latife
560 Ateş Gecesi
561 DOĞUNUN LİMANLARI
562 SAVAŞ PİLOTU
563 BİR SÜRGÜN
564 KADIN PENÇESİ
565 YEZİD’İN KIZI
566 KALP AĞRISI
568 PANORAMA
569 ATEŞ GECESİ
571 Nehrin Dönemeci
572 ESKİCİ VE OĞULLARI
574 “KAR”
575 “FERDİ VE ŞÜREKASI”
576 SOFİ’NİN DÜNYASI
577 RUHSAR HANIM
580 Kırık Hayatlar
582 Yüzüncü Ad
584 KAMİL VE MERYEM’E DAİR
586 ZAMBAKLAR AÇARKEN
588 Tek Adam 1
589 KOKU
592 MEYYALE
593 BİR YAZIN TARİHİ
596 GÜLNİHAL
597 CANAN
599 Dağa Çıkan Kurt
600 FÜREYA
601 BİR KUCAK ÇİÇEK
604 Geçmişin Geleceği
606 BİR İÇİM SU
607 KANUNSUZLAR
608 YEŞİL GECE
609 BOGAZİÇİ ŞINGIR MINGIR
610 Fazladan Bir Adam
611 KORKUNÇ YILLAR
613 Bir Kadın Düşmanı
615 FARELER VE INSANLAR
616 MEDYUM
617 TARİHİN TANIKLIĞINDA ERMENİLER VE RUMLAR
618 Kosova Balkanları Anlamak İçin
620 BİR DÜĞÜN GECESİ
625 DÖNÜŞÜM
626 KERTENKELENİN UYKUSU
627 BİR TEREDDÜTÜN ROMANI
629 BOMBA
631 Miskinler Tekkesi
635 Zulüm Dağları Aşar- Çanakkale İçinde
637 TANRI DAĞI ZİYARETİ
639 Nehir Tanrısı
640 YÜZBAŞI SELAHATTİN’İN ROMANI
641 HÜKÜM GECESİ
642 FERDİ VE ŞÜREKASI
644 HEPSİNDEN ACI
645 BİR YAZIN TARİHİ
646 YANLIŞ ADRES
647 ESKİ HASTALIK
650 İrtica ve Bölücülüğe Karşı Militan Demokrasi
651 BEYAZ KALE
652 Benövşeler Üstte Göz Yaşları
654 İNCİ
657 SARAY VE ÖTESİ
659 ATEŞ GECESİ
661 MAHŞER
662 SİNEKLİ BAKKAL
663 KADIN PENÇESİ
664 Yavuz Sultan Selim Ağlıyor
666 DUDAKTAN KALBE
667 KALP AĞRISI
669 Panorama
670 SON TREN
673 BİR TEREDDÜTÜN ROMANI
676 BEYAZ GECELER
681 EUGENİE GRANDET
683 İHTİYAR BALIKÇI
685 YAĞMUR BEKLERKEN
687 STAR
688 KURTLAR SOFRASI
691 Hıçkırık
692 FEDAİLERİN KALESİ ALAMUT
694 GÜNEŞ ÜLKESİ
695 SÜRGÜN
696 VAHŞİ BİR KIZ SEVDİM
698 Ölü Canlar
702 ERİKLER ÇİÇEK AÇTI
703 KAN DAVASI
705 ÇETE
706 Yeşil yol
709 EYLÜL
713 Zeytindağı
717 Acı Kahve
720 Ak Zambaklar Ülkesi Finlandiya’da
721 Ada
726 BOĞAZİÇİ ŞINGIR MINGIR
728 Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
731 AERITH'Lİ MORGAN
733 AGO PAŞA’NIN HATIRALARI
737 Ağaç Kurdu
738 AH BEYOĞLU VAH BEYOĞLU YANDI GİTTİ KÜL OLDU
740 TANRININ KIRBACI ATTİLA
742 Şeytan Dönemeci
745 AJAN
746 AK DAĞLAR
754 HITLER'S PROBABLE BEHAVIOR IN THE FUTURE
756 CEMİLE – SULTAN MURAT
757 Al Midilli
759 Altın Postu Ararken
767 Anamın Kitabı
769 ANIT AĞAÇLAR
772 ARABA SEVDASI
779 Aşk-ı Memnu
781 Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği
782 Atatürk’ün Fikir Sofrası
783 ATATÜRK’ün İzinde Bir Arpa Boyu
784 ATATÜRK'ÜN ÜSTÜN KİŞİLİĞİ
785 Atatürk Olmasaydı
786 Atatürk'ün Avrasya Devleti
792 Ayaşlı ve kiracıları
794 GENİŞ ZAMANLAR
795 HUZUR
797 Yaralı Aşklar
798 BABALAR VE OĞULLAR
799 ONLAR DA İNSANDI
804 Satranç
808 BENİM ADIM KIRMIZI
814 BEYAZ DİŞ
817 BEYAZ KALE
821 Uzun Beyaz Bulut Belibolu
824 BİR AVUÇ SAÇMA
825 Bir Bardak Süt
830 BİR DEVRİN ROMANI
832 Bir Dinazorun Anıları
833 BİR DÜĞÜN GECESİ
836 BİR İÇİM SU
837 Bir Kadın Düşmanı
839 BİR KADIN KAYBOLDU
841 Bir Mahzun Büyücü
849 BİR TEREDDÜTÜN ROMANI
851 BİR TÜRK AİLESİNİN ÖYKÜSÜ
854 Akşam Güneşi
855 Harem
858 PRIMO TÜRK ÇOCUĞU NASIL OLDU
863 EKMEK ELDEN SU GÖLDEN
864 Bugünün Saraylısı
867 BİR SÜRGÜN
870 BUYUK ÜMİTLER
872 BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK
882 Çatıdaki Rüzgar
891 Yağmur Beklerken
892 Cinayet Nedeni
897 BİR KADIN DÜŞMANI
899 DUDAKTAN KALBE
900 KUMARBAZ
901 ÖLÜDEN MEKTUP VAR
902 BİR TEREDDÜTÜN ROMANI
903 İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ
904 KAN VE ONUR
905 CUMBA’DAN RUMBA’YA
906 Cüceler
907 Cüzzamlı
908 DAMGA
914 ÇANKAYA
918 ÇÖLDE BİR İSTANBUL KIZI
922 Dağların Gözyaşları II. Cilt
923 Dağların Gözyaşları 1
926 Dağ yolu
933 KırkYıl
934 DİRİLİŞ
939 Doğunun Limanları
946 Dördüncü Protokol
948 DUDAKTAN KALBE
951 ATEŞ GECESİ
955 RAMSES BATI AKASYASININ ALTINDA
956 Mefküreci Zabit
957 ÜÇ İSTANBUL
959 Eğil Dağlar
967 YALNIZIZ
969 BİR KUCAK ÇİÇEK
971 DELİKANLI ADAMIN EL KİTABI
977 AŞİNA YÜZLER
979 AY BATTI
985 Nehir Tanrısı
986 OLIVER TWIST
987 Yağmur Beklerken
990 ŞEKER PORTAKALI
991 BUGÜNÜN SARAYLISI
993 Osmanlıların stratejik sorunları

İndirmek İçin Tıkla

rar şifresi: www.spygrup.org

23/1/2007

HRANT DİNK

 

Hırant Dink vuruldu. Başına dört el ateş edilerek, gazetesinin önünde vuruldu. Elbette çok üzüldüm. Hırant Dink’in vurulmasının, hem de bu ülkede vurulmasının doğuracağı sonuçları tahmin edebildiğim için çok üzüldüm. Bu ölümün bu ülkeye vereceği zararı bildiğim için çok üzüldüm.

Herkesin yazdığı gibi uluslar arası tepkiden veya dünya milletlerinin gözündeki imajımızın zarar göreceğinden dolayı değil ama. Zira bu imaj zaten bellidir ve yüzlerce yıldır değişmedi, uluslar arası tepki ise ille de birinin ölümüne ihtiyaç duymaz söz konusu ülke Türkiye ise mutlaka bir bahane bulunur.

Benim kaygım, marjinalleştirilmeye çalışılan milli duruş ile ilgilidir.

Benim kaygım bundan sonra oluşacak olan tüm milli tepkilerin bu travmaya takılıp kalacağı ile ilgilidir.

Benim kaygım namus bayrağını taşıyan namussuzların namus kavramına zarar vermesi ile ilgilidir.

Benim kaygım bu olaydan önce neredeyse suç sayılan “ben Türk’üm” cümlesinin bu olaydan sonra belki de en provakatif cümle olarak algılanabileceği ile ilgilidir.

Bu ortamı fırsat bilen millet ve vatan düşmanlarının ise pervasızlık sınırlarının nereye kadar genişleyeceği ile ilgilidir.

İşte tüm kaygım ve üzüntüm bunlardan ibarettir. Elbette bir insan öldürüldüğü için, çocukları babasız kaldığı için üzgünüm, hem de çok üzgünüm. Ancak yazılanların ve söylenenlerin nasıl provakasyonlara sebep olacağı da ortadadır.

Burası özgür bir ülkedir elbette, herkes dilediğini düşünmekte ve söylemekte ve hatta yazmakta özgürdür, ancak özgürlük sınırsız değildir. Zira başkalarının özgürlüklerinin ve kutsallarının sınırları bizim özgürlüklerimizi kısıtlar. Sırf özgür olmak adına kimseye hakaret edemezsiniz. Sırf özgür olmak adına kimsenin kutsalları ile alay edemezsiniz.

Hırant Dink vuruldu, bir ev babasız, bir kadın kocasız kaldı. Şaşılacak bir hızla basılan posterleri pankart şeklinde dağıtılmış ve toplanan kalabalığın ellerinde,
“ katil devlet hesap verecek” sloganları eşliğinde sallanıyordu. Aslında bir babaydı ölen, bir insandı bir provakasyon malzemesi değildi.

Hırant Dink vuruldu, yolara döküldü insanlar, karanfiller atıldı vurulduğu yere. Dev bir posteri derhal gazete binasından sarkıtıldı. Tüm gazeteler olayı manşetten verdi, herkes baş sağlığı mesajları geçti.

Biz bu tür ölümlere, arkadaşlarımızı kaybetmeye alışmıştık aslında ama bir teki için bile böyle bir uğurlama yapmamıştı Türk halkı, bir teki için bile yayın organları böyle manşetler atmamıştı, alışmadığımız buydu bizim.